TAHALLÜL VE VAKTİ

1433) Abdullah İbnu Amr İbni’l-Âs (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v.) Veda haccında Mina’da, halkın meselelerini kendisine sorması için durmuştu. Bir adam gelip: “(Ben kurbanın traştan önce olacağını) bilemedim ve kurbandan önce traş oldum?” dedi. Resûlullah (s.a.v.): “(Şimdi de kurbanını) kes, burada bir beis yok” cevabını verdi. Bir başkası daha gelip: “(Taşı kurbandan önce atmak gerektiğini) bilemedim ve taşlamayı yapmadan kurban kestim” dedi. Buna da: “Şimdi taşını at, bunda bir mahzur yok!” diye cevap verdi. O gün Resûlullah’a (s.a.v.) “Şunu önce, yaptık”; “Bunu sonra yaptık” şeklinde takdim te’hirle ilgili her ne soruldu ise hepsine: “Yap bunda bir mahzur yoktur!” diye cevap verdi.” Buhârî, Hacc 131, İlm 23, 46, Eymân 15; Müslim, Hacc 327 (1306); Muvatta, Hacc 242 (1, 421); Tirmizî, Hacc 76 (916); Ebu Dâvud, Menâsik 80 (2014); İbnu Mâce, Menâsik 74 (3051)

1434) Üsâme İbnu Şerîk (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah’la (s.a.v.) birlikte ben de hacca çıktım. Halk kendisine mürâcaat ediyordu. Gelenlerden bazısı: “Ey Allah’ın Resûlü, tavaftan önce sa’y yaptım, bazı şeyleri vaktinden sonraya bıraktım veya vaktinden önce aldım (ne buyurursunuz, hükmü nedir?)” şeklinde soruyordu. Resûlullah da (s.a.v.): “Bunda bir günah yok. Ancak bir kimse bir Müslümanın ırzını makaslarsa (gıybetini ederse) o zâlimdir. İşte günah işleyen ve kendini helâke atan odur.” buyurdu. Ebu Dâvud, Menâsik 88 (2015)

1435) Nâfi’ anlatıyor: “İbnu Ömer (r.a.) ifâza tavafını yapmış, fakat cehâletle henüz traş olmamış, kısaltma da yaptırmamış bir adama rastladı. Adama, dönüp traş olmasını veya saçını kısaltmasını, sonra da Beytullah’a yeniden ifâza tavafında bulunmasını emretti.” Muvatta, Hacc 189 (1, 397)

1436) İbnu Ömer (r.a.) anlatıyor: “(Babam) Hz. Ömer (r.a.) buyurdu ki: “Kim cemretu’1-Akabe’ye taşını atar, sonra traş olur veya kısaltır ve de -yanında olduğu takdirde- kurbanını keserse, kendisine ihramlı iken haram olanlardan -kadına temas ve koku hâriç- hepsi helâl olur. Bunların haramlığı Beytullah’a yapacağı ifâza tavafına kadar devam eder. İfâza yapınca onlar da helâl olur.” Muvatta, Hacc 221 (1, 410)

1437) İbnu Abbâs (r.a.) demiştir ki: “Bir kimse cemretü’1-Akabe’ye taşını attı mı kendisine -kadın dışında- haram olan her şey helâl ollur.” Onun bu sözü üzerine: “Ya koku? (o da mı helâl olur?)” diye soruldu. Dedi ki: “Gerçekten ben Resûlullah’ı (s.a.v.) misk sürünürken gördüm. Yoksa o koku değil miydi?” Nesâî, Hacc 231 (5, 277); İbnu Mâce, Menâsik 70 (3041)

1438) Ümmü Seleme (r.a.) anlatıyor: “(Veda haccında) yevm-i nahrın gecesinde Resûlullah’ın (s.a.v.) beraber olma nöbeti bende idi. O akşam, Vehb İbnu Zem’ave beraberinde Ebu Ümeyye ailesinden bir adam olduğu halde, kamislerini giymiş o1arak yanımıza geldiler. Resûlullah (s.a.v.), Vehb’e (r.a.): “Sen ifâza tavafını yaptın mı Ey Ebu Abdillah?” diye sordu. Vehb: “Hayır! Vallahi ey Allah’ın Resûlü, yapmadım!” deyince, Resûlullah (s.a.v.): “Öyleyse şu kamisi çıkar!” dedi. Vehb, onu başından çıkardı. Arkadaşı da kamisini başından çıkardı. Sonra Vehb sordu: “Niçin (çıkarıyoruz) Ey Allah’ın Resûlü?” “Çünkü bugün, cemreye taş attığınız takdirde ihramdan çıkmanıza, yâni size haram edilen her Şeyin -kadın hariç- helâl olmasına ruhsat tanındı. Eğer siz, Beytullah’ı tavaf etmeden akşama girerseniz, cemretü’l- Akabeye taş atmazdan önceki gibi haram olursunuz, bu hal Beytullah’ı tavaf edinceye kadar devam eder” diye cevap verdi.” Ebu Dâvud, Menâsik 83 (1999)

1439) İbnu Abbâs (r.a.) şöyle demiştir: “Beytullah’ı hacc maksadıyla olsun, başka maksadla olsun, her kim tavaf ederse tahallül etmiş (ihram yasaklarından çıkmış) olur.” (İbnu Abbâs’ın bu sözünü nakleden) Atâ’ya: “Bunu neye dayanarak söylüyor?” diye soruldu. Şu cevabı verdi: “Cenab-ı Hakk’ın şu sözüne dayanarak: “Sonra varacakları yer Beyt-i Atik’a müntehîdir” (Hacc 33). Ken­disine şu cevap verildi: “Ama bu, Arafat’ta vakfeye durulduktan sonra olacaktır.” Atâ bu cevap üzerine açıkladı: “İbnu Abbâs RA bunun Arafat vakfesinden önce ve sonra olacağını söylerdi. Bu hükmü, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Veda haccı sırasında Ashâb’a verdiği ihramdan çıkma emrinden istinbat ediyordu.” Buhârî, Megâzî 77; Müslim, Hacc 206-208, (1244, 1245)

1440) Hz. Hafsa (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v.) zevcelerine, Veda haccı senesinde ihramdan çıkmalarını emretti. Ben: “Siz niye ihramdan çıkmıyorsunuz?” diye sordum. “Ben başımı telbid ettim, kurbanlığımı hazırladım, kurbanlığımı kesmeden ihramdan çıkamam”diye cevap verdi.” Buhârî, Hacc 34, 107, 126, Megâzî 77, Libâs 89; Müslim, Hacc 186 (1229); Muvatta, Hacc 180 (1, 394); Ebu Dâvud, Menâsik 24 (1806); Nesâî, Hacc 40, (5, 136) 67, (5, 172); İbnu Mâce, Menâsik 72 (3046)

1441) İbnu Abbâs (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v.) (Veda haccında) umre için ihrama girdi. Ashabı ise hacc için ihrama girdi. (Mekke’ye varınca) ne Resûlullah (s.a.v.) ne de beraberinde kurbanlıkları olanlar ihramdan çıkmadılar. Geri kalanlar ihramdan çıktılar.” Müslim, Hacc 196 (1239)

1442) Nâfi’ (r.a.) anlatıyor: “İbnu Ömer (r.a.) dedi ki: “İhramlı kadın, ihramdan çıkınca, saç örgülerinin ucundan bir miktar kesmedikçe taranmaz. Şâyet kurbanlığı varsa, kurbanı kesilinceye kadar saçından hiçbir şey kesemez.” Muvatta, Hacc 163 (1, 387)

2005 © Kuts@l Topr@kl@r
www.kutsaltopraklar.net