MESCİD-İ NEBEVİ'NİN İNŞASI

Peygamberimiz (s.a.v.) Kuba'dan Medine'ye doğru yola çıktığında ashabına: "Deveyi kendi haline bırakınız. Zira ona nereye gideceği söylenmiştir." diyerek bindiği devenin ashab tarafından yönlendirilmemesini istemiştir. Bu yüzden insanlar devenin etrafında onun duracağı yere kadar yürümüşlerdi. Nihayet deve Es'ad b. Zürare yurdunda, isimleri Amr oğlu Sehl ve Süheyl olan iki yetime ait bir hurma kurutma harmanında durarak çöktü. (Başka bir görüşe göre ise, burası Ebû Eyyub el-Ensari'ye aittir.)

Peygamber Efendimiz, deve buraya çökünce "Yerimiz inşaallah burasıdır." dedi. Sonra bu iki genci çağırarak onlara bu hurma harmanını mescid yapılması için kendisine satmalarını teklif etti. Bu iki genç ise "Hayır, burayı sana hibe ediyoruz Ey Allah'ın Elçisi" dediler. Peygamberimiz (s.a.v.) bunu kabul etmedi ve onlardan burayı on dinar altına karşılığında satın aldı. Bu parayı Hz. Ebu Bekir (r.a.) ödedi.

Daha sonra bu sahadaki müşrik mezarları başka yere nakledilerek arazi düz hale getirildi. Üzerindeki hurma ağaçları kesildi ve bu ağaçlar mescidin kıble tarafına dizildi. Sonrasında mescidin yapımı için kerpiçler hazırlanmaya başladı. Bu sırada Talk geldi ve Peygamberimiz'i (s.a.v.) ve ashabını kerpiç hazırlarken gördü. O, bu olayı şöyle anlatır: "Kerpiç yapımını Peygamberimiz sanki pek beğenmemişti. Bunun üzerine ben küreği alıp kerpiç yapılan killi toprağı karıştırmaya başladım. Benim bu işe başlamam ve çalışma tarzım Peygamberimiz'in (s.a.v.) hoşuna gitti." ve "Balçığı Hanefi'ye bırakın. Balçık harcını içinizde en iyi yoğuran." buyurdu.

Hz. Peygamber'in ashabı Mescidin temelini üç zirâ yani bir buçuk metre kadar kazdılar. Temeli taş ile kurdular ve duvarları killi topraktan yapılan kerpiçlerle ördüler.

Osman b. Maz'un (İbn Affan olduğu da söylenir) temizliğe çok dikkat eden biri olarak bilinirdi. Bu inşaat esnasında elbisesiyle kerpiç taşır ve onu yerine koyduğunda ellerini temizler, ayrıca elbisesini kontrol eder ve eğer bir şey bulaşmışsa onu ovalardı. Onun bu durumunu gören Ali b. Ebu Talip şöyle bir beyit söyledi:

"Denk değildir! Mescitleri, yata kalka sebatla çalışarak inşa eden Ve üzerine toprak sürüldüğünde bir köşeye çekilen."

Bu sözleri Ammar b. Yasir işitti ve kimin kastedildiğini bilmeksizin bu beyiti tekrarlamaya başladı. Osman b. Maz'un, yanından geçen Yasir'in bu sözleri tekrarladığını görünce kendisi aleyhinde söylediğini zanneti ve ona: "Ey Sümeyye'nin oğlu kimin aleyhinde konuşup kötülüyorsun? Ya bu sözlerinden vazgeçersin ya da -elindeki demiri kasdederek- bunu kafana vururum!" diye çıkıştı. Bu sözü Allah Resulü (s.a.v.) de duydu ve sinirlendi. Bunun üzerine Ashab, Ammar'a Hz. Peygamber'in ona kızdığını ve bu olay üzerine kendileriyle ilgili vahiy gelmesinden korktuklarını söylediler. Ammar ise "Onu kızdırdığım gibi razı etmesini de bilirim " diyerek Allah Resulü'nün (s.a.v.) yanına geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü, Ashabınla bu aramızdaki olay nedir?" dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.): "Aranızda ne oldu ki?" diye sordu. Ammar: "Kendileri kerpici teker teker taşıyorlar bana ise ikişer üçer yüklüyorlar ve böylelikle beni öldürmek istiyorlar" diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.) Ammar'ın elinden tutarak Mescid'in etrafında dolaştırdı. Bu arada bir taraftan onun şakaklarındaki toprağı eliyle temizlemeye başladı ve "Ey Sümeyye'nin oğlu, seni benim ashabım değil, isyancı bir gurup öldürecek!" dedi.

Mescidin inşası esnasında Allah Resulü (s.a.v.) Ashabına yardımcı oldu ve bir ara üzerindeki gömleğini çıkararak yere koydu. Ensar ve Muhacirden bunu görenler de gömleklerini çıkarıp yere koydular ve şu beyiti söylemeye başladılar:

"Eğer Peygamber çalışır biz oturursak, O zaman bu yoldan çıkaran bir iş yasak!"

Peygamberimiz (s.a.v.) Mescidin yapımında bizzat çalışmış ve inşaata rehberlik etmiştir. Çalışırken şöyle beyitler söylemiştir: "Allahım! Gerçek karşılık ahirette alınacak olandır, Ensara ve Muhacirlere merhamet et! Gerçek hayat da ahiret hayatıdır, Ensarı ve Muhacirleri bağışla!"

MESCİD-İ NEBEVİ'NİN ÖZELLİKLERİ

- Mescidin temeli üç zirâ'ya yakındı. Temel bir buçuk metre kadar taşlardan atılmış daha sonra kerpiç kullanılmıştı.

- Mescidin uzunluğu yetmiş zirâ yani 33.6 metre, yaklaşık olarak 34 metreydi. (Bir zirâ=48 santimetre)

- Mescidin genişliği altmış zirâ yani 28.8, yaklaşık olarak 29 metreydi.

- Yüksekliği ise beş zirâ, yani 2.45 metre yaklaşık olarak 2.5 metreydi.

- Mescitte her hangi bir direk bulunmuyordu. Mescidin güney batısında Suffe'de kalanların gölgeliği hariç gölgelik de yoktu.

Mescit, ilk inşaası bittiğinde tefriş edilmemişti.

Mescidin ilk kıblesi Beytü'l-Makdis idi. Mihrab mevkii hurma kütüklerinin birbiri üstüne dizilmesi yoluyla belirlenmişti.

Peygamberimiz (s.a.v.) on altı ay boyunca Beytü'l-Makdis'e yönelerek namaz kılmıştı. Bu dönemde kıble kuzeye doğru idi. Mescit tamamlandıktan sonra ise yaklaşık dokuz ay boyunca kıble Beytü'l-Makdis olmaya devam etmiştir.

Ashab-ı Suffe Mescidin güney batı kısmında kalıyordu. Onlar getirilen hurmaları Mescidin çatısına asarlar idi. Mescidin bu alanının üstü yapraksız hurma dallarıyla örtülmüştü ve bu sebepten dolayı da ona "Ashab-ı Suffe Gölgeliği" denilmiştir.

MESCİD-İ NEBEVİ'NİN İLK İNŞASINDAKİ KAPILARI

Umumi Kapılar:

- Mescidin güney cephesindeki kapı. Suffede kalanların odaları buradan girişte solda kalıyordu.

- Rahmet kapısı (Babu'r-rahme) ki daha sonra Bab-ı Âtile olarak anılır olmuştur.

- Osman kapısı (Bab-ı Osman) Peygamberimiz (s.a.v.) bu kapıdan girerdi ve bu yüzden Peygamber kapısı denilirdi. Daha sonra Cebrail kapısı olarak bilinir oldu.

Özel Kapılar:

- Hz. Aişe'nin (r.ah.) odasının kapısı.

MESCİD-İ NEBEVİ'NİN YAPIM SÜRESİ

Mescidin yapımı yedi ay sürmüştür. Peygamberimiz (s.a.v.) mescidin yapımına Medineye gelir gelmez hemen başlamıştır. Buna göre mescidin inşaatının başlaması, Miladi 12 Eylül 622 tarihinde / Hicri birinci yıl Rebiulevvel ayında olmuştur.

Peygamberimiz (s.a.v.) Ebu Eyyub el-Ensari'nin yanında yedi ay kalmış; Mescidin yapımı ve Aişe ile Sevde validelerimizin odaları tamamlanmadan Ebu Eyyub'un evinden çıkmamıştır.

Mescid-i Nebevi'nin yapımı tamamlandığında çatısı yapılmamıştı. Peygamberimiz (s.a.v.) Ebu Eyyub'un evinden 623 senesinin Nisan / Şevval ayında buraya taşınınca yaz başlamış ve sıcaklar bastırmıştı. Bunun üzerine Mescidin üzerine gölgelik yapılması istendi ve Peygamberimiz (s.a.v.) bunu yaptırdı. Gölgeliğin yapımı senenin geri kalan kısmını kapladı. Buna göre Mescidin yapımı tam bir sene sürmüş oldu. Hz. Peygamber Mescid tamamlandıktan sonra beş ay kadar Kudüs'teki Beytü'l-Makdis'e doğru namaz kılmıştır.

Peygamberimiz (s.a.v.) iki eşinin odalarını yedi ay sonra Şevval ayında yaptırmıştır. Allah Resulü (s.a.v.) Hz. Aişe ile aynı senenin Şevval ayında evlenmişti. Rebiulevvel ayı ile Şevval ayı arasında ise yedi ay süre vardır (1 Şevval 1/7 Nisan 623).

SUFFE

Namaz Beytü'l-Makdis'e doğru kılındığı sıralarda Mescid'in güney cephesinin en arka kısmında müstakil kapısı olan bir gölgelik vardı. Kıble değiştirildikten sonra bu suffe kuzeye nakledildi ve yeri kuzey doğu köşesinden ayrıldı. Bu şu anki yerinin batısında Peygamberimizin mübarek kabirlerinin güney kısmında Dekketü'l-Eğvat diye bilinen yerdedir.

Suffe, Medine'de muhacirlerden barınağı olmayanlar için bir barınaktı. Burada kalanlar Medine'de bir iş bulana kadar Mescitte geceliyorlardı. Bir iş bulan ise buradan ayrılıyor ve kendine bir ev ediniyordu. Bu yüzden Suffe'de kalanların sayısı bazen artıyor bazen de azalıyordu. Hatta bir ara Suffe'de kalanların sayısı altıyüze ulaştığı olmuştu. Peygamberimiz (s.a.v.) zaman zaman burada kalanlarla oturup sohbet eder ve onlarla birlikte yemek yerdi. Her sahabe de burada kalanlardan bir ya da ikisini yemek yedirmek için evine konuk ederdi. Ayrıca sahabeler Suffe'ye hurma salkımları getirip buranın çatısına asarlardı.

Suffe'de kalanların en meşhurlarından biri olan Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle der: "Suffe'de benimle beraber kalan üçyüz kişi vardı. Sonra bunların hepsinin bir yere vali ya da komutan olduğunu gördüm. Böyle olacağını Peygamberimiz (s.a.v.) Suffe'ye geldiği bir günde oradakilere müjdelemişti."

Suffe'de kalanların sayısı müslümanların durumları iyiye gittikçe azalmaya devam etti. Öyle ki Peygamberimiz (s.a.v.) hayattayken buradakilerin hepsi kendi evlerine taşındılar. Böylelikle fakir muhacirlerin Mescitte barınmaları sona erdi.

İLK İNŞAATIN ÜSLUBU

Mescidin ilk inşaat üslubu Araplar arasında "Semît" olarak bilinen kerpiç üstüne kerpiç örülmesi ile "Saîde" denilen bir kerpiç üstüne yarım kerpiç örülmesi tarzındaydı.

MESCİD'İN İÇ TEZYİNATI

Mescit ilk yapıldığında içi tefriş edilmiş değildi. Peygamberimiz (s.a.v.) Mescidin yapımını yedi ayda tamamlamıştı. Bu tarih Hicri birinci sene Şevval ayı, Miladi 623 yılı nisan ayı idi.

Müslümanlar namazlarını yaz boyunca toprak üzerine secde ederek kılmışlardı. Kış aylarıyla birlikte şiddetli yağmurların başlaması ve toprağın ıslanması namaz kılınmasını zorlaştırdı.

Bunun üzerine namaza gelenler ceplerini çakıl taşlarıyla doldurup namaz kıldıkları yere bu taşları sererek ıslaklıktan korunmaya çalıştılar. Peygamberimiz (s.a.v.) bu uygulamayı görünce beğendi ve uygun gördü.

Peygamberimiz (s.a.v.) bu uygulama hakkında "Bu ne güzel!" başka bir rivayette ise, "Bu yer örtüsü ne güzel!" buyurmuş ve bundan sonra Mescidin tabanına çakıl taşı serilmiştir.

Bu olay muhtemelen Mescid'in yapımının hemen sonrasında yani 623 senesi kışında meydana gelmişti.

KIBLE'NİN DEĞİŞTİRİLMESİ

(Kıble Hicrî ikinci sene Şaban veya Recep ayında, Miladi 624 yılının ocak ayında değiştirilmiştir.)

Bera b. Azib (r.a.) şöyle anlatır: "Allah Resulü (s.a.v.) ile beraber onaltı ay boyunca Beytülmakdis'e doğru namaz kıldım. Bakara Suresindeki "Nerede olursanız olun yüzünüzü o yana çevirin" ayeti ininceye kadar bu böyle devam etti. Bu ayetler Hz. Peygamber (s.a.v.) bir namazı tamamladıktan hemen sonra nazil olmuştu. Bu ayet indiğinde oradakilerden birisi bunun üzerine derhal kalkarak Beytü'l-Makdis'e doğru ikindi namazı kılan Ensardan bir gurubun yanına gitti. Burada Peygamberimiz'le (s.a.v.) birlikte namaz kıldığına ve onun Kâbe'ye yöneldiğine şahitlik etti. Bunun üzerine oradakiler Kâbe yönüne döndüler.

Kıble kuzeyden güneye dönünce, bunu Mescitte yapılan değişiklik izledi.

Kıblenin değiştirilmesi ile ilgili ayetten sonra Allah Resulü (s.a.v.) mihrabını Mescidin kuzeyinden güneyine naklederek Mekke-i Mükerreme'ye yöneldi.

Allah Resulü (s.a.v.) bundan sonra iki ya da dört ay boyunca Hz. Aişe sütununun yanında namaz kıldırdı. Daha sonra Muhallaka Sütununa ya da Mutayyebe'nin yanına geçerek ilerledi ve uzun süre boyunca namazlarını burada kıldı. Burası Peygamberimiz'in (s.a.v.) namaz kıldırdığı yer oldu ve mihrabını buraya yaptı.

Hz. Peygamber (s.a.v.) Mescidin direklerini hurma ağacı kalaslarından yaptı. Çatısını yani mihrap kısmı revakının çatısını yapraksız hurma dallarıyla kaplattı. Diğer kısımların üzerini açık olarak bıraktı. Mescidin dışında iki yanına odalar yaptı. Mescidin yapımını tamamladıktan sonra Hz. Aişe ile onun odasında zifafa girdi. Bu hicri ikinci yılın şevval ayında vuku buldu.

KIBLE DEĞİŞTİKDEN SONRA MESCİD'İN KAPILARI

- Osman kapısı ki sonraları buna Cebrail kapısı denilmiştir.

- Mescidin kuzeyinde Beytü'l-Makdis yönündeki kapı. Bu güney kısımda kıble değişikliğinden sonra kapatılan kapının karşısına açılmıştır.

- Rahmet kapısı. Bu bab-ı âtike olarak da bilinir.

- Mihrabın sağında, kıble değiştikten sonra açılan kapı.

- Mihrabın solundaki kapı.

Mihrabın sağında ve solundaki bu kapılar yerinde şimdi Peygamberimizin mihrabının kuzey ve sağ kısımlarında parmaklıklı kısma açılan iki kapı vardır.

HİCRİ ALTINCI SENEDE MESCİD'İN GENİŞLETİLMESİ

Mescidin yapılmasının üzerinden altı sene geçtikten sonra Medine-i Münevvere'de müslümanların sayısı artık iyice artmış, bir çok yerden buraya göçler olmuştu. Bunun sonucunda Mescit müslümanlara dar gelmeye başladı. Allah Resulü Hayber'i fethedip bir çok ganimet ele geçirince Mescidi genişletmeye karar verdi.

Bu genişletme çalışmaları esnasında bazı evlerin istimlak edilerek Mescide dahil edilmesi gerekti. Hz. Peygamber (s.a.v.) bir adamdan evini bu işi için bağışlamasını isteyerek ona "Evini Mescide bağışlarsan, Cennette sana bir ev verilir!" dedi. Adam bunu kabul etmedi. Bunun üzerine Hz. Osman gelerek adamla pazarlığa girişti ve evi onbin dirheme satın aldı. Daha sonra Peygamberimiz (s.a.v.)'in yanına gelerek ona "Ey Allahın Resulü!, Bu adama teklif ettiğin bedel (yani cennette bir ev) karşılığında bu evi benden al" dedi. Peygamberimiz de cennette bir ev karşılığında bu evi aldı.

Peygamberimiz, Mescidin çatısının yapraksız hurma dallarıyla yapılı kalmasını tercih ediyor ve Mescidi için şöyle buyuruyordu: "Musa'nın çardağı gibi bir çardak", benzetmesini yapıyordu. Ancak Ensar aralarında para ve mal toplayıp Mescid'in daha güzel bir görünümde inşa edilmesi için Hz. Peygamber'e (s.a.v.) baş vurdular. Peygamberimiz bunları "Ben kardeşim Musa'nın yapmadığını yapmak istemem" diye cevapladı ve Mescid'e her yönden dört sütun ilave etti. Mescid'in kuzey ve batı yönlerlerinden bir kısmını yine çatısız üstü açık olarak bıraktı. Çatı olan kısmın yüksekliğini yedi ziraya çıkardı. Bunların sonucunda Mescidin kenar uzunluğu yüz zirayâ yüz zirâ, yani elli metreye elli metre oldu.

HAYBER'İN FETHİNDEN SONRA YAPILAN İKİNCİ İNŞAATIN ÜSLUBU

Allah Resulü (s.a.v.) Ensardan birine ait olan, Mescide komşu geniş ve boş bir arsayı da Mescid'e dahil etti. Bazı sahabeler "Ey Allah'ın Resulü Mescid'in binasını genişletseniz.." diyerek Peygamberimizden Mescid'in genişletilmesini talep etmişlerdi. Hz. Peygamber (s.a.v.) de bu talebi yerine getirdi ve Mescid'in bu kısmını erkek ve dişi kerpiçlerle yani biri uzunluğuna diğeri de enlemesine konulan farklı tipte kerpiçlerle inşa etti.

ÖMER BİN HATTAB'IN MESCİD'E İLAVESİ

Hz. Ömer zamanında nüfus artınca, halk "Ey müminlerin emiri Mescidi genişletseniz." diye talepte bulundular.

Hz. Ömer de mescide komşu evi olanları davet ederek onlara "Şu üç seçenekten birini seçin: Ya evleri satın ben de bedelini vereyim; ya bağışlayın ben de size müteşekkir olayım; ya da Peygamber Mescidine sadaka olarak verin" diye teklif etti. Ev sahipleri de bunu kabul etti.

Hz. Ömer Mescidi genişleterek Mescidin boyunu yüz kırk zirâ (yetmiş metre), enini yüz yirmi zirâ (altmış metre) yaptı. Güney kuzey ve batı olmak üzere üç yönden yaptığı ilavelerle yüksekliğini de onbir zirâ yani beş buçuk metreye çıkardı.

Hz. Ömer Mescidin temeline de ilâveler yaparak altı ayak derinliğine ulaştırdı.

Hz. Ömer ve Hz. Ebu Bekir'in evinin tamamını ve Abbas ve Cafer b. Ebu Talib'in evlerinin yarısını da mescit içine katmıştır.

HZ. ÖMER ZAMANINDA MESCİD'İN KAPILARI

Mescidin batı kısmında iki kapı:

- Babu's-Selâm: Hz. Ömer'in açtığı yeni bir kapıdır.

- Rahmet kapısı: Bab-ı Âtike olarak da anılır.

Mescidin kuzeyinde iki kapı:

- Biri eski kapı

- Diğeri de ilk kapının batısında yeni bir kapı

Doğu yönünde iki kapı:

- Cebrail kapısı ki bu önceden "Osman kapısı" olarak bilinirdi.

- Kadınlar kapısı

HZ. OSMAN BİN AFFAN'IN YAPTIĞI İLAVELER

Halk Hz. Osman'a Mescidin darlığından yakınmış ve genişletilmesini talep etmişti. Hz. Osman da ileri gelen sahabilerle konuyu görüşmüş ve müslümanları rahatlatacak şekilde mescidin yıkılarak genişletilmesi fikri kabul edilmişti.

Hz. Osman söz sahibi kimselerin muvafakat ve desteğini aldı ve bir gün öğle namazını kıldıktan sonra konuyu halka arzetti. Daha sonra minbere çıkıp Allaha hamd-ü sena ederek şöyle konuştu: Ben Peygamberimizin (s.a.v.) Mescidini genişletmek istiyorum. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) "Kim bir mescit inşa ederse Allah da cennette ona bir mescit yapar" buyurduğuna tanıklık ederim. Bu işi benden önce yapanlar da vardır. Emiru'l-Müminin Hz. Ömer de Mescidi genişletmişti. Ben de Mescidin yıkılıp daha geniş bir şekilde yapılması hususunda ileri gelen sahabilerle görüştüm." Bu konuşmadan sonra halk da bu fikri uygun gördü.

Hz. Osman, Hz. Hafsa'nın ve Hz. Mervan b. Hakem'in evinden geriye kalan kısmı satın aldı. Mervan'ın evi Abbas b. Abdulmuttalip ve Cafer b. Ebu Talib'in evlerinin bir kısmından oluşmaktaydı.

Mescidin genişletilmesine Hicri yirmidokuz senesinin Rebiulevvel ayında başlandı. Hz. Osman da bizzat inşa işine katılmıştı. Hatta Mescidin yapımının başından sonuna kadar çalıştı. Çalışırken Mescitten çıkmazdı. Sabah kalkar kalkmaz Mescid'e gelerek işcilerle beraber çalışmaya koyulurdu. Namaz vakti geldiğinde onlara namaz kıldırırdı. Bazen uyumaya evine gider, bazen de Mescitte uyurdu. Hz. Osman emriyle hurma kütüğü oyulup, içinde kireç elenerek hazırlanırdı.

HZ. OSMAN'IN İNŞA ETTİĞİ MESCİDİN ÖZELLİKLERİ

- Hz. Osman (r.a.) Mescidin sütunlarını işlenmiş desenli taştan yaptırdı. Bu sütunlarda demir direkler ve kurşun vardı.

- Mescidin tavanını saç ağacı kerestesiyle örttü. (Bu sert bir ağaç türüdür)

- Mescidin yapımında işlenmiş taşlar, yapraksız ve yapraklı hurma dalları ve kireç kullanılmıştır.

- Mescidi kireç ile badana yaptı.

- Doğu ve batı tarafına revaklar yaptı.

İlâveler:

- Kıble tarafı genişletildi.

- Dört köşeli sütundan sonrasına bir sutun daha eklendi.

- Kuzey tarafına 50 zirâ (25 metre) genişletildi.

SONRAKİ DEĞİŞİKLİKLER

Velid b. Abdülmelik 'in Genişletme Çalışması:

Velid b. Abdülmelik Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hasan'ın (r.ahm.), namazı evinde dostlarıyla beraber kıldığını görüp insanların onun etrafında kümeleşmesinden kaygı duymuş ve Hz. Fatıma'nın evini Mescid'e katmaı planlamıştı. Bunun üzerine Velid Mescidi genişletip Hz. Peygamberin kabrini de Mescid içine almaya karar verdi.

Hicrî 88 yılı Safer ayında Mescidin belirli yerlerini yıkmaya başladı. Genişletme işinin tümü ise üç sene sürerek Hicri 91 senesinde tamamlandı.

Velid, Bizans Kralından yardım istemiş ve Kral da yüz işçi kırk yük mozaik süsleme ve birkaç yük de kandil zinciri göndermiştir.

Temeli taştan yaptı. Duvarları sıraya göre dizilmiş, işlenmiş oymalı taşlardan yaptı. Mescidin sütunlarını taştan yaptı ve demir direkler ve kurşun ile sütunları sağlamlaştırdı. Tavanı sert bir ağaç olan Sac ağacından yaptı. Mescidin tavanını altın suyuyla kapladı ve duvarları desenli mozaikler ve mermerlerle süsledi.

Batı tarafındaki duvarın kalınlığı iki zirâdan biraz azdı (95 cm.). Doğu duvarı ise su akıntı bölgesi içinde olduğu için iki zirâ dört parmak enindeydi.

Şiddetli ve uzun süre yağmur yağdığında mescidin zarar görmemesi ve namaz kılanların zor durumda kalmaması için Mescide üst üste iki çatı yapıldı. Alttaki çatının yüksekliği 12.5 metreydi. Ikdu'l-Ferit adlı eserinde İbn Abdi Rabbih Mescidi şöyle tasvir etmektedir: "Peygamber Mescidi'nin kıble tarafındaki döşeme taşları yere doğudan batıya doğru enlemesine döşenmişti. Her safta onyedi direk vardı. Her iki direk arasında büyük ve geniş bir açıklık vardı. Kıble tarafındaki direkleri kireçle beyaza boyanmıştı ve oldukça yüksekti. Mescidin diğer sütunları ise mermerdendi. Kireçle boyalı taş sütunlar çok büyük dörtgen kaidelere oturtulmuştu. Bu sütunların tepeleri altın süslemeli idi ve tavanla bitiştikleri yerlerde sütun başlığı vardı. Bu sütun başlıkları altın kaplamalı ve desenli idi."

Mescidin tavanı da aynı şekilde altın kaplamalı olan sütun başlıkları üzerindeydi.

Velid b. Abdülmelik Mescidi 19 metre daha genişletti. Bunun 9 metresi batı yönünden 10 metresi ise doğu yönündendi. Mescidin doğu tarafındaki odaların Mescid içine alınması da bu genişletme çalışmalarıyla olmuştur.

Mehdi'nin İlaveleri:

Halife Mehdi zamanında hicri 161 senesinde Mescid-i Nebevi'nin genişletilme çalışmaları yeniden başladı. Bu çalışmalar beş sene sürdü ve Hicri 165 yılında iş bitirildi.

Mehdi Mescidin boyunu 27 metre genişletti. Abdurrahman b. Avf'ın "Daru'l-Melike" diye bilinen evini Abdullah b. Mesud'un "Daru'l-Kurra" diye bilinen evini, ayrıca Şurahbil b. Hasene ve Misver b. Mahreme'nin de evlerini Mescidin içine kattı.

Mehdi Velid'in Mescidin kuzeyine yaptığı ilaveleri yıkarak bu kısma ellibeş zira kadar ilave yaptı. Ayrıca Mescidin bu kısmı üzerinde geniş çaplı tadilatlar gerçekleştirdi ve mozaik ile desenler oluşturdu.

İlk Yangın (Hicri 654 Yılı):

654 yılında bir gün işçilerden biri elindeki ateşle Mescide girmiş ve dalgınlığı sonucu ateş örtüleri tutuşturarak yangın çıkmasına sebep olmuştu. Çıkan yangın derhal büyüyerek tavana kadar ulaşmıştı. Halk uykularından uyanarak gece karanlığında yangını söndürmeye koşup bütün gayretlerini göstermişlerdi. Ancak yangın tavandaki ahşap kısmı bütünüyle yok ettiği gibi süslemeleri ve yaldızlı örtüleri de ortadan kaldırdı. Bu yangın Medine'de yönetime Şiiler hakimken olmuştu.

Bu yangın Allahın bir lütfu olarak Allah Resulü (s.a.v.)'in mübarek odalarına ve Osman (r.a.) Mushafının da olduğu Mukaddes emanetlerin bulunduğu türbe bölümüne sıçramamıştı. Yangından sonra mescidin sütunları hurma ağaçları gibi rüzgarla sağa sola sallanır hale geldi.

Abbasi Halifesi Mutasım Billah, Bağdat yakınlarına kadar gelmiş Tatar tehdidiyle meşguliyetine rağmen Mescidin yeniden yapımı için gerekli alet ve ustaları göndererek 655 tarihinde onarımı başlattı. Nitekim Tatarlar daha sonra Bağdat'ı ele geçirdiler ve kısa bir süre sonra Mutasım'ı öldürdüler.

Bu onarımda Mescidin tavanı Peygamberimizin Mübarek odalarının tavanıyla eşit hale getirildi. Aynı zamanda yapım esnasında Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Mübarek odalarına bir şey düşmesinin önüne geçmek için araya bir engel konuldu. Bu onarımla Peygamberimizin Mübarek odalarının tavanı da onu Mescidin yüzeyinden ayırmak için bir insan boyu (bir buçuk-iki metre) kadar kerpiçten parmaklık tarzında örüldü.

İkinci Yangın (Hicri 886):

Bu sene içersinde Mescidin büyük minaresine yıldırım düşmesi sonucu mescit yandı. Medine halkı bu yangına karşı koyamadı ve Harem haznedar vekilinin de içinde bulunduğu bir gurubun ölmeleri sonucu halk mescitten kaçmaya mecbur kaldı. Allah'ın bir lütfu olarak da Peygamberimizin (s.a.v.) Hücre-i saadetleri yangından kurtuldu.

Eşref Kaytabay, Mescid-i Nebevi'nin yangının bıraktığı izlerden arındırılmasını emretti ve yüzden fazla işçi ile birlikte gerekli alet ve techizatı Medine'ye gönderdi. Böylelikle Mescid-i Nebevi'yi büyük çapta onardı ve genişliğini bir parça daha arttırdı.

Ayrıca Osman b. Affan'ın Mihrabını genişletti.

Bu tarihten sonra Sultan Abdülmecid'in H.1277 yılında yaptığı genişletme çalışmalarına kadar Mescid-i Nebevi'de gerçek anlamda bir genişletme çalışması olmadı. Bu ara dönemde bütün yapılanlar fazla ehemmiyetli olmayan küçük çaplı onarımlardı.

Sultan Abdülmecid'in Genişletme Çalışması (Hicri 1265-1277):

Peygamber Mescidi bu aradaki dört yüz sene boyunca onarılarak yenilenmediği için tavanın bazı kısımları düşmeye yüz tutmuştu. Harem şeyhi Davut Paşa Mescidin bu durumunu ve yeniden yapılmaya olan ihtiyacını Sultan Abdülmecid'e haber verdi. Sultan Abdülmecid de Mescid'in ihtiyaçlarını tespit etmesi için uzman bir mühendisi Medine'ye gönderdi. Bunun sonrasında inşaat için gereken alet ve techizatı deniz yoluyla Yanbu limanına gönderdi.

Mescidin yapımına Medine'nin güney batı mevkiindeki dağlardan taş kesilerek başlandı. Sultan Abdülmecid Mescid-i Nebevi'yi inşa edip, tuğladan yapılan kemerler ve ahşap direkler üzerine çok sayıda çatı yaptı. Mescidin sütunları parçalar halinde oyulmuş kara taştan yapıldı. Sütunlar demir direklerle tutturularak demirin taş sütuna bağlantısı için kurşun dökülmüş ve sonunda bu sütunlar alçı ve kireçle kaplanmıştır.

Bu genişletme çalışmasında Mescide yeni bir kapı olarak Mecidiye kapısı eklenmiştir. Mescidin her genişletilmesi sonrası bu çalışmayı yapan idarecinin adını taşıyan yeni bir kapı yapılagelmiştir. Bu aynı şekilde Allah Resulü (s.a.v.) zamanında Mescitte var olan sütunlarla onun hayatından sonraki yapılanlar arasında bunlara verilen isimler yoluyla yapılan ayırımlarda da görülür.

Sultan Abdülmecid'in bu onarım ve inşaası kırmızı rengi, estetiği, süsleri kubbeleri ve taş direkleri, duvarlara ve kubbenin iç kısmındaki hatları ile diğer onarımlara göre belirgin bir ayrıcalığı sahiptir. Bu onarımın günümüze kadar ulaşmış kısımları hala daha kendine özgü karakteriyle farkedilebilir. Bu farklılıklardan biri de ön duvardaki Hz. Peygamber'in (s.a.v.) isimleri ve ayetlerdir. Mescidin hatlarının yazılması üç senelik bir çalışmayla olmuştur.

Bu tamir ve inşa yetmiş bin Mecidiye altınına malolmuş, projede hattatlar, mühendisler ve yönetimde görev alanların dışında üç yüz elli işçi çalışmıştır.

Suud Genişletmesi:

Hadimul Haremeyn Kral Faht b. Abdulaziz göreve gelir gelmez Mescid-i Nebevi'ye büyük önem vermiş ve Haremeyn tarihindeki en büyük genişletme projesini başlatmıştır. Bu sayede Mescid-i Nebevi normal günlerde 650 bin, hac mevsiminde ise bir milyondan fazla kişinin namaz kılmasına uygun hale gelmesi hedeflenmiştir.

Hicri 1405 yılının Safer ayında Mescid-i Nebevi'nin bakım ve genişletilmesi projesi için temel atılmış, proje çalışmaları Hicri 1406 yılının Safer ayında başlamıştır. Genişletme çalışmaları sonunda Mescid-i Nebevi'nin eski konumuna kuzey, doğu ve batı cihetlerden 167 bin kişinin namaz kılmasına elverişli 82 bin m²'lik alanın eklenmesi hedeflenmiştir.

Şu ana kadar 90 bin kişinin namaz kılmasına elverişli olacak şekilde 67 bin m²'lik bölümü Mescid'in iç kısmına dahil edilerek kullanıma geçilmiş ve böylece Mescid'in toplam alanı 257 bin kişinin namaz kılmasına imkan verecek tarzda 165 500 m² olmuştur.

Hadimu'l- Haremeyn Mescid'in etrafındaki alanların da namaz kılınabilir hale getirilmesini emretmiş ve Mescid'in etrafındaki 235 bin m²'lik alandan 135 bin m²'lik bölüm namaz kılmaya elverişli hale getirilmiştir ki burada 250 bin kişi namaz kılabilmektedir.

Bütün bu genişlemelerle birlikte Mescid-i Nebevi'nin toplam alanı normal zamanlarda 650 bin, hac zamanında ise bir milyon kişinin namaz kılabileceği 400.500 m²'ye ulaşmıştır. Bu genişletme Mescid-i Nebevi tarihindeki en büyük genişletmedir.

Mescid-i Nebevi'nin genişlemelerden sonraki alanı, Hz. Peygamber zamanındaki Medine'nin merkezinin alanına eşittir. Hz. Peygamber zamanındaki Medine'nin merkezinin alanına eşittir.

2005 © Kuts@l Topr@kl@r
www.kutsaltopraklar.net