HİCAZ'DA
ALIŞVERİŞ
Kutsal topraklarda başta Türkler olmak üzere müthiş
denilebilecek bir alışveriş hastalığı hakim. Çoğu hac mevsimindeki
üç aylık sezon için açılan dükkanlar her gün dolup dolup boşalıyor.
Fiyatların pazarlıkla bazen yarı yarıya indirildiği bu dükkanlarda
hemen hemen hepsi Türkiye’de daha ucuza bulunacak türden eşyalar
satılıyor. Dükkan sahiplerinin en çok memnun oldukları müşterileri
Türkler oluşturuyor. Bu yüzden çoğu anlaşabilecek seviyede Türkçe
biliyor.
Türkler, daha çok yakınlarına hediye için; Kur’an–ı
Kerim, gümüş yüzük, tesbih, seccade, takke, misvak, kına, sürme
ve ezanlı saati tercih ediyorlar.
Seccade, takke, parfüm, battaniye, elektrikli sobalar,
esans, yüzük, kolye, bilezik, zemzem takımı, başörtüsü, sürme,
kına, kutsal topraklardan farklı kesitlerin gösterildiği basit
slayt makineleri, tesbih, seccade, takke, namaz örtüsü, misvak,
çay, ezanlı saat, çanta, terlik, yerel kıyafetler gibi. Hediyelik
ürünlerin fiyatları marka ve kalitesine göre değişiyor. Bir ziyaretçi,
ihtiyacı olan malzemelerle yakınlarına dağıtacağı hediyeler için
ortalama 200-1000 YTL harcıyabiliyor.
- Ziyaretçilerin en önemli yüklerinden biri olan
zemzem için de şirketler kurulmuş. 60 riyal'e 20 litre zemzeminiz
İstanbul’a kadar götürülüyor.
- 5 riyalden 16 riyale kadar hurma var. Kilo başına
2 riyal'den kargo ile hurmalarınızı memleketinize kadar gönderebilirsiniz.
Ancak hangi kargocuya güvenmeniz gerektiğine dikkat edin. Gönderdiğiniz
eşyalar adrese ulaşamayabilir.
- Burada tekstil çok ucuz. 4 mt kumaş 10 riyal.
1 bayan elbisesi 10 riyal. 1 terlik 8 riyal. Bir ayakkabı 10-15
riyal. Kadife kumaşların metresi 22-35 riyal.
- Kokuların 50 gramı 200 riyal.
Sokaklar ise 24 saat açık seyyar pazarlar gibi.
Kutsal topraklarda adım başı seyyar satıcı görmek mümkün. Sokaklara
tezgah kuran Hindistan, Afganistan, Pakistan, Sudan, Nijerya,
Gana ve Somali kökenli seyyar satıcılar, esanstan misvaka, mekanik
tesbihten penseye, çakıdan saate kadar her türlü alet ve hediyelik
eşyayı satıyorlar. Ayrıca, bu tür malzemelerin dışında, yine Afrika
kökenli olan satıcılar, sokak aralarında kurdukları tezgahlarda,
kına, karanfil tohumu ve baharat gibi ürünler pazarlıyorlar.
Hayatın hiç yavaşlamadığı kutsal topraklarda gecenin
03.00’ünde istediğiniz tarzda bir restoranda yemek yiyebilir,
berberde traş olabilir, marketten yada dükkanlardan alışveriş
yapabilirsiniz.
Bizim kültürümüzde kutsal topraklar yolcusuna hediye
verme ve ziyaretçinin de memleketine döndüğünde eşine, dostuna
hediye dağıtması geleneği bir hayli yaygın. Dinimize göre hediyeleşmek
sünnettir. Hediyelerin kutsal yerlerden geldiğini bilmek alana
da verene de farklı duygular yaşatıyordu.
Ancak artık böyle bir uygulamayı yerine getirmek
amacını aşmış durumda. Bundan dolayı ziyaretçiler kendi aralarında
şakalaşırken tavafı, “Kabe ve alışveriş” diye ikiye ayırıyorlar.
Burada Misvak, Hurma, Zemzemin dışında hemen herşey
ithal. Dolayısıyla bunların dışında götürülecek hediyelerin hepsi
başka ülkelerde de var. Hediyelerin ille de Mekke veya Medine’den
alınması gerekmez. Çünkü adaylar oldukça fazla alışveriş yapıyorlar.
Bunları taşımaları zor. Üstelik, hacda alışverişin kutsallığı
yok. Orada yapılacak alışveriş ne kaliteli, ne ucuz, ne de kutsaldır.
Sonuçta orada satılan mallar da başka ülkelerden getiriliyor.
Mesela; hediyelik eşyaların % 80'i Türkiye’de üretiliyor. Başörtüleri
Çin’den ithal ediliyor. Bu nedenle, hacı adaylarımızın alışverişlerini
ülkelerinden yapmaları daha hayırlıdır. Orada, alışverişe fazla
vakit ayrılması da ibadete gölge düşürebilir.
Ziyaretçilerin dönüşte Suudi Arabistan’tan sadece
hurma, zemzem ve misvak getirmeleri yeterli oluyor. Suudi Arabistan’da
bulunan zemzem ve hurma bile ülkemizde satılıyor.
Ziyaretçilerin alışverişlerini Türkiye’de yapmaları
ekonomiye büyük katkı sağlıyor. Ziyaretçilerin ihtiyaç duyacağı
her şey Türkiye’de de satılmakta. Ziyaretçiler için Türkiye’de
daha kaliteli mallar, daha uzuca satılıyor. Ziyaretçiler hac görevleri
sırasında yaptıkları alışveriş ile paramızın yurt dışına çıkmasına
neden oluyorlar. Türkiye’de yapılan alışverişler ise ekonomimize
katkı sağlıyor. Ziyaret öncesinde hac malzemeleri satan esnafımızın
işlerinde canlanma oluyor. Üstelik, Suudi Arabistan’da alınan
mallar, hem daha pahalıya mal oluyor hem de garanti kapsamında
olmadığından değiştirme imkanı bulunmuyor.
Bazen, ziyaretçilerin dönüş yolunda uçakta yük sınırını
aştıkları için fazladan para ödemek zorunda kalıp malı iki kere
satın almış gibi oluyorlar. Bu nedenle, ziyaretçilerin alışverişlerini
memleketlerinde yapmalarının daha isabetli olacağı bir gerçek.
Bunlara ek olarak şu hususlarıda mutlaka göz önünde
bulundurmalıyız:
- Kutsal Topraklardan da pek çok güzel haslet kazanmış
olarak dönmeli ve bazı eksik ve kusurlarımızı geri getirmemeliyiz.
- Kutsal topraklar bir arınma kurnasıdır. Tavafın
her bir şartı kulluk adına derinleşme ve özümüze doğru seyahat
etme vesilesidir. Sa’y yaparken atılan her adım bir günahımızı
dökmektedir. Okuyacağımız evrad u ezkar ve yapacağımız ibadetler
de kulluğun zirvelerine doğru yapılan bu yolculukta azığımız olacaktır.
Bu imkânı en iyi şekilde değerlendirip tövbe ve istiğfarla günahlarımızdan
arınmak ve dünyaya ilk geldiğimiz günkü gibi hayata yeniden tertemiz
başlamak hacdan getireceğimiz en büyük kazanç olacaktır.
- Kin, nefret, hırs, su-i zan, haset ve bencillik
gibi bizi içten içe kemiren duygularımızı ve gıybet gibi hastalıklarımıza
hayat hakkı tanımamalıyız.
- İstemeyerek de olsa bazı kul hakkı ihlallerinde
bulunma ihtimalimiz vardır. Ayağına yanlışlıkla bastığımız, yanından
sertçe geçtiğimiz ya da istemeyerek sesimizi yükselttiğimiz herkesten
helallik dilemeli ve gönüllerini almalıyız.
- Kutsal topraklara sadece ibadet niyetiyle ve
Allah’ın rızasını kazanmak gayesiyle gidilir. Oradaki her saniye
hazineler kıymetindedir. Giderken herkese hediyeler vaat edip
sonra da vaktinin büyük kısmını çarşı pazarda tüketmek akıl kârı
değildir. Bu durumdan, misafirleri olduğumuz Rabb’imiz ve Peygamber
Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) hoşnut olmazlar. Kutsal
topraklara gidenler, kimseye maddi hediye getirmeme niyetiyle
gitmeli, yakınları da hiçbir hediye beklentisi içinde olmamalıdır.
Hurma ve zemzemin dışında bir hediyeye kapı açmamak bereketli
bir hac için önemli bir vesiledir. Dostlarımıza en büyük hediyemiz
onlara yapacağımız dualar olmalıdır.