NE GÖTÜRÜLÜR?
- Kendi sağlınızla ilgili ilaçları yanınıza alınız.
Antibiyotik,( Soğuk algınlığı ) ve ağrı kesici, şeker hastalarının
insulin ve buz kabı bulundurmaları çok önemlidir. Yara bandı ve
Sargı bezini de unutmayınız. Sürekli ilaç kullananlar, beraberlerinde
götürmek zorunda oldukları ilaçlar için rapor almalı ve bu rapor
yanlarında bulunmalıdır.
- Hacc-ı İfrad yapanların dışındakiler şahıs başı
100 $ kurban parasını hesap etmelidirler.
- Yanınızda enaz 500$ bulundurmalısınız.
- Para için fermuarlı veya cırt cırtlı bel kemeri
almalısınız.
- İhram sabunu (kokusuz sabun) bulundurmalısınız.
- Terlik yada ayakkabılarınızı koymak için çanta
bulundurunuz.
- Hac için gidiyorsanız eğer, Mina-Arafat-Müzdelife-Mina
arasında gece ve açıkta kalabileceğinizi hesap ederek tedarikli
olunuz.
- Yola çıkmadan önce yanınıza mutlaka sabır… sabır...
bir de sabır... alınız
Hac ve Umre, içinde pek çok hikmeti barındıran müstesna
bir ibadettir. Her yıl, yüz binlerce insan, Allah’a karşı kulluk
sorumluluklarını yerine getirmek için Hakk’a en yakın olacakları
bir zaman diliminde, bir zirve mekânda, kalplerinin bütün rikkati
ve niyetlerindeki engin safiyetleriyle bir araya gelirler. Hac
ve Umre, Allah’a ve Resûlü’ne misafir olmaktır. Bu misafirliğin
kulluk hayatımız adına verimli ve doyurucu geçmesi için yapmamız
gereken bazı ödevler vardır. Hac ve Umre mevsimi ülkemizde her
sene bir bayram sevinci ve düğün heyecanıyla yaşanır. İnsanlar,
tatlı bir telaşla hazırlıklara başlarlar.
Hac ve umreye gidecek olanlarda vuslat heyecanı,
yakınlarında ise onları en iyi şekilde uğurlamanın telaşı yaşanır.
Orada giyilecek elbiseler ve götürülecek erzak bile "Aman
bir eksik kalmasın!" düşüncesiyle özenle hazırlanır. Ancak
Hac ve Umre, turistik bir seyahat değil, çok özel bir ibadettir.
Bunun için oralara giderken asıl götürmemiz gerekenler;
- Kutsal topraklara giderken Allah’a en yakın olabileceğimiz
bir zaman dilimini değerlendirme niyetiyle gitmeli ve bunu elde
etmek için azami gayret sarf etmeliyiz.
- Kutsal topraklarda dünyevi hiçbir beklenti içine
girmemeliyiz. Oraya, yakınlarımıza hediye almak, çarşı pazar dolaşmak
için değil, kulluk hayatımıza yeni bir ivme kazandırmak ve Allah’la
irtibatımızda yeni sayfalar açmak için gitmeliyiz.
- İbadetlerde kalb huzuru, Allah’ın huzuruna giderken
kalbimizi de yanımızda götürmek demektir. Bütün benliğimiz ve
hissiyatımızla oraya yönelmeli, O’ndan gayrısının gölgesinin bile
üzerimize düşmesine izin vermemeliyiz. Gerek kendi kusur ve günahlarımız
gerekse yeryüzündeki bütün Müslümanların perişaniyet ve çaresizliklerinden
dolayı kırılan kalbimizi de yanımızda götürmemiz bereketli bir
haccın gereklerindendir.
- İnsan fıtraten acizdir ve ihtiyaçları çoktur.
Hac ve Umre için ihramın giyilmesi, dünyevi hiçbir makam, mevki
ya da statünün orada bir ayrıcalık sebebi olmaması bunun bir ifadesi
gibidir. İnsan acz ve fakrının farkında olarak orada bulunmalı
ve ibadetini bu lisanla yerine getirmelidir.
- Hac ve Umre dünyanın her tarafından milyonlarca
müminin bir araya geldiği külli bir ibadettir. Orada yapılan dualar,
hem zaman ve mekânın kudsiyetinden hem de yönelişin külliyetinden
dolayı kabule karin olur. Bunu fırsat bilip kendimiz ve ailemizden
önce yeryüzünde maddi ve manevi depremlerle sarsılan bütün müslümanlar
için duyduğumuz ızdırabı, iç burukluğunu, müslümanların perişaniyet
ve mağduriyetini de yanımızda götürmeliyiz.
- Hac ve Umre ibadetimizi yerine getirirken farklı
coğrafyalardan, çeşitli milletlere mensup kardeşlerimizle buluşacağız.
Bunun bilincinde olarak oraya, yeni dostluklar kurma, kardeşlerimizin
dertleriyle dertlenip sevinçlerini paylaşma ve İslâm kardeşliğini
iliklerimize kadar yaşama düşüncesiyle gitmeliyiz.
- Cenab-ı Hakk’ın huzuruna sadece amellerimizle
çıkarız. Dolayısıyla oraya huzuruna çıkabileceğimiz bir yüz akıyla
gitmemiz, geçmiş günahlarımızı tövbe ve istiğfarla temizleyerek
hazır bir şekilde görevimizi yapmamız gerekmektedir.
- Bu topraklarda yaşayan güzel âdetlerden bir tanesi
de mübarek beldelere gidenlerle Nebi’ye (s.a.v.) selam göndermektir.
Hepimiz Hacca ya da Umre'ye giden dostlarımıza "Efendimiz’e
selamımızı arz edin, bize de dua edin!" ricasında bulunuruz.
Selam gönderen herkesin ismini tek tek yazmalı ve Nebiler Sultanı’na
(s.a.v.) ümmetinin selamını arz etmeliyiz.